İçeriğe geç

Birinci teşrîn hangi aydır ?

Birinci teşrîn hangi aydır? Ne anlama geliyor?

Merhabalar! Caddelife olarak “Birinci teşrîn hangi aydır” konusunda aklınızdaki soruları yanıtlamak için buradayız.

Bir gün eski bir metinde “birinci teşrîn” ifadesine rastladığımda, kısa bir an durup ekrana baktığımı hatırlıyorum. İlk bakışta kulağa biraz yabancı geliyor, sanki başka bir zamandan kopup gelmiş gibi. “Birinci teşrîn hangi aydır?” diye kendi kendime sormam da tam o ana denk geliyor aslında. Bugün çoğumuzun alışık olduğu takvim düzeninde böyle bir isim yok. Ama bu ifade, Osmanlı döneminden kalan eski bir takvim diline ait ve karşılığı aslında hepimizin çok iyi bildiği bir ay: ekim.

Yani “birinci teşrîn” dediğimiz şey, modern takvimde ekim ayına karşılık geliyor. Ama mesele sadece bir ayın adı değil; o ismin arkasında bir tarih, bir kültür ve zaman algısı var. Bunu fark edince konu sadece “hangi ay” sorusundan çıkıyor ve biraz daha derinleşiyor.

Osmanlı takvimi ve ay isimlerinin dünyası

Rumi takvim ve iki teşrîn dönemi

Osmanlı’da kullanılan Rumi takvim, bugün kullandığımız Miladi takvimden farklı bir yapıya sahipti. Bu takvimde aylar çoğu zaman eski isimlerle anılırdı: Teşrin-i Evvel, Teşrin-i Sani gibi.

“Teşrin” kelimesi Arapça kökenli ve sonbahar dönemindeki ayları ifade ediyor. “Evvel” birinci, “sani” ise ikinci anlamına geliyor. Dolayısıyla “birinci teşrîn” ifadesi doğrudan “Teşrin-i Evvel” demek ve bu da ekim ayına karşılık geliyor.

Bazen şöyle bir düşünceye dalıyorum: Eğer bugün hâlâ bu isimleri kullanıyor olsaydık, günlük konuşmalar nasıl olurdu? “Ekimde görüşürüz” yerine “birinci teşrinde görüşürüz” demek kulağa hem nostaljik hem de biraz şiirsel geliyor.

Ay isimlerinin dönüşümü

Takvimlerin değişmesi sadece teknik bir düzenleme değil aslında. Dil değişiyor, alışkanlık değişiyor, hatta düşünme biçimi bile etkileniyor. Bir zamanlar “birinci teşrîn hangi aydır?” sorusu hiç sorulmuyordu çünkü herkes bunu zaten biliyordu. Ama bugün bu ifade bir araştırma konusu haline gelmiş durumda.

Bu dönüşüm, gündelik hayatın içindeki küçük kırılmaları da gösteriyor. Mesela dedem eski bir defter gösterdiğinde içinde “Teşrin-i Evvel” yazısını gördüğümde ilk başta anlamamıştım. Sonra ekim olduğunu öğrenince, zamanın isim değiştirdiğini ama kendisinin aynı kaldığını fark etmiştim.

Birinci teşrîn hangi aydır sorusunun tarihsel arka planı

Rumi takvimin günlük hayattaki yeri

Rumi takvim, özellikle mali işlerde ve resmi yazışmalarda uzun süre kullanıldı. Bu takvimde yılbaşı mart ayı kabul edilirdi. Bu yüzden ayların dizilişi de bugünkü sistemden farklı bir mantık taşırdı.

“Birinci teşrîn hangi aydır?” sorusu aslında bu eski sistemle modern sistem arasındaki kopuşu temsil ediyor. Çünkü bugün ekim dediğimiz ay, o dönemlerde sadece bir isim değil, aynı zamanda mevsimsel yaşamın da önemli bir parçasıydı.

İstanbul’da sonbahar başladığında hissettiğim o hafif serinlik, sararan yapraklar ve günlerin kısalması… Tüm bunlar aslında birinci teşrîn döneminin doğal atmosferi. Sadece isim değişmiş, his aynı kalmış gibi geliyor bazen.

Teşrin-i Evvel ve Teşrin-i Sani ayrımı

Birinci teşrîn yani Teşrin-i Evvel ekim ayını, ikinci teşrîn yani Teşrin-i Sani ise kasım ayını ifade ederdi. Bu iki ay, özellikle tarım ve doğa döngüsü açısından önemli bir dönemdi.

Bir düşünce geliyor aklıma: İnsanlar zamanı bu kadar doğayla iç içe yaşarken, ay isimleri de daha “hissedilir” olmalıydı. Bugün takvime bakıp sadece tarih görüyoruz ama o dönemlerde ay isimleri, mevsimin kendisini anlatıyordu.

Günlük hayatta birinci teşrîn ifadesi

Eski belgelerle karşılaşmak

Birinci teşrîn ifadesiyle çoğunlukla eski belgelerde, tapu kayıtlarında, resmi yazışmalarda veya tarih kitaplarında karşılaşıyoruz. Özellikle Osmanlı’dan Cumhuriyet’in ilk yıllarına geçiş döneminde bu tür ifadeler oldukça yaygındı.

Geçenlerde bir arşiv belgesine bakarken yine aynı ifadeye rastladım. İlk anda yabancı gibi duran bu kelime, aslında bugünün ekim ayına açılan bir kapı gibi. Sanki küçük bir zaman penceresi.

Günlük yaşamda karşılığı

Bugün “birinci teşrîn hangi aydır?” sorusu daha çok tarih merakı olanların sorduğu bir soru haline geldi. Ama yine de günlük hayatta dolaylı etkileri var. Özellikle eski edebiyat metinlerini okurken ya da tarihsel diziler izlerken bu tür kelimeler karşımıza çıkabiliyor.

Bazen bir filmde eski bir mektup sahnesi oluyor ve içinde “Teşrin-i Evvel” yazıyor. O an durup düşünüyorum: O mektubu yazan kişi için bu kelime ne kadar sıradandı, benim için ise ne kadar uzak.

Dil, kültür ve zaman algısı

Kelimenin taşıdığı kültürel hafıza

“Birinci teşrîn” sadece bir ay adı değil, aynı zamanda bir kültürel hafıza taşıyıcısı. Dil değiştikçe bu hafıza da şekil değiştiriyor. Ama tamamen kaybolmuyor, bir yerlerde yaşamaya devam ediyor.

İstanbul’da sokakta yürürken bazen eski bir bina tabelasında Osmanlıca yazılar görüyorum. O an zaman sanki katman katman açılıyor. Bir katmanda bugün, diğerinde yüz yıl öncesi var gibi hissediyorum.

Bir kelimenin düşündürdükleri

Bir kelimenin insanı bu kadar düşündürmesi ilginç aslında. “Birinci teşrîn hangi aydır?” sorusu basit bir bilgi sorusu gibi görünse de, arkasında zamanın nasıl isimlendirildiği, nasıl algılandığı ve nasıl değiştiği yatıyor.

Bazen gün içinde aceleyle yaşarken, takvimin sadece sayılardan ibaret olduğunu unutuyoruz. Oysa eskiden ay isimleri bile bir hikâye anlatıyordu.

Bugün neden hâlâ önemli?

Tarih bilinci ve eski kavramlar

Bugün “birinci teşrîn” ifadesi aktif olarak kullanılmasa da, tarih bilinci açısından önemli bir yer tutuyor. Çünkü geçmişi anlamak, sadece olayları değil, kullanılan dili de anlamaktan geçiyor.

Bir metinde bu ifadeyi gördüğümüzde, aslında sadece bir ayı değil, bir dönemin düşünme biçimini de okuyoruz. Bu yüzden eski kelimeleri öğrenmek, geçmişi daha iyi anlamamıza yardımcı oluyor.

Eğitim ve kültürel devamlılık

Okullarda tarih anlatılırken bu tür kavramlara yer verilmesi, öğrencilerin geçmişle bağ kurmasını sağlıyor. “Birinci teşrîn hangi aydır?” sorusu da bu bağın küçük ama önemli parçalarından biri.

Bazen düşünüyorum: Eğer bu eski kelimeler tamamen unutulsaydı, geçmişle olan bağlantımız daha da zayıflar mıydı? Muhtemelen evet. Çünkü dil, hafızanın en güçlü taşıyıcısı.

Gelecekte bu tür ifadeler ne olur?

Dijital çağ ve hızlanan zaman

Bugün zaman daha hızlı akıyor gibi hissediliyor. Takvimler telefon ekranlarında, hatırlatıcılarla dolu. Bu hız içinde eski ay isimlerinin yavaş ve anlamlı dünyası biraz geride kalıyor.

Yine de tamamen kaybolmaları zor. Çünkü kültürel miras dediğimiz şey, bir şekilde geri dönüp bizi buluyor. Belki bir gün sosyal medyada bir paylaşımda “birinci teşrîn” kelimesini yeniden sık görmeye başlarız.

Geçmişle modern yaşam arasında köprü

Aslında en ilginç nokta şu: Eski ile yeni arasında bir seçim yapmak zorunda değiliz. İkisi birlikte var olabilir. Bir yanda ekim ayı, diğer yanda birinci teşrîn… İkisi de aynı zamanı anlatıyor, sadece farklı dillerle.

Bunu fark ettiğimde, zamanın aslında düşündüğüm kadar katı olmadığını anlıyorum. İsimler değişiyor, ama döngü aynı kalıyor.

Bu içeriğimizin sonuna geldik. Caddelife olarak “Birinci teşrîn hangi aydır” hakkındaki sorularınızı yorumlarda paylaşabilirsiniz.

Bugünün takvimiyle eski kelimelerin buluşması

“Birinci teşrîn hangi aydır?” sorusu aslında basit bir bilgi arayışı gibi başlıyor ama içinde tarih, dil, kültür ve kişisel hafıza barındırıyor. Ekim ayını sadece bir tarih olarak değil, aynı zamanda geçmişle bugünü bağlayan bir köprü gibi düşünmek mümkün.

İstanbul’da bir sonbahar akşamı dışarı bakarken, sararan yaprakların arasından geçen rüzgâr bana hep aynı şeyi hatırlatıyor: Zaman değişiyor ama onu adlandırma biçimimiz, geçmişin izlerini taşımaya devam ediyor.

İlgili Yazımız: Hangi vitamin eksikliği işitme kaybı yapar ?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
betci girişbetexper.xyzgrandoperabet resmi sitesitulipbetgiris.orgvdcasino.online