İçeriğe geç

Allah’a ortak koşana ne denir ?

Kayseri’nin Soğuk Akşamlarında İçime Çöken Bir Soru

Sizi Caddelife’da “Allah’a ortak koşana ne denir” konusuyla ilgili özenle hazırlanmış bu içeriğe bekliyoruz.

Kayseri’de akşamlar erken iner. Güneş dağların arkasına çekilirken şehir bir anda sertleşir, sanki gündüzün yumuşak yüzü hiç var olmamış gibi. 25 yaşındayım ve burada büyüdüm. Çoğu insan için sıradan sayılabilecek sokaklar benim için anılarla dolu. Ama son zamanlarda yürüdüğüm her yolda içimde aynı soru dönüp duruyor: “Allah’a ortak koşana ne denir?”

Bunu ilk kez yüksek sesle sormadım. Hatta kimseye de açmadım. Defterime yazdım önce. Günlük tutma alışkanlığım var, çocukluktan beri. Kimi zaman bir günün özeti, kimi zaman bir kalp kırıklığının dökümü… Ama bu soru, diğerlerinden farklıydı. İçime batıyordu.

O gün Erciyes Dağı’nın silueti gri bir perde gibi şehrin üzerine çökmüştü. İşten çıkmıştım. Ellerim cebimde yürürken rüzgâr yüzüme sert sert çarpıyordu. Bir caminin önünden geçtim, kapısı açıktı. İçeriden sıcak bir ışık taşıyordu. Durup baktım. İçimde garip bir sızı hissettim. Sanki bir şey hatırlamam gerekiyor ama hatırlayamıyormuşum gibi.

Bir Çay Ocağında Başlayan İç Hesaplaşma

O akşam arkadaşım Murat’la çay ocağına oturduk. Kayseri’de çay ocakları sadece çay içilen yerler değildir; bazen insanın içini döktüğü, bazen sustuğu yerlerdir.

Murat her zamanki gibi hızlı konuşuyordu. İşten, hayattan, borçlardan bahsediyordu. Ama ben onu tam dinleyemiyordum. Aklım başka yerdeydi.

Bir anda sordum:

“Allah’a ortak koşana ne denir, biliyor musun?”

Murat kaşlarını kaldırdı. Bir an durdu. “Niye sordun bunu şimdi?” dedi.

Cevap veremedim. Çünkü aslında ben de bilmiyordum neden sorduğumu. İçimde bir yerlerde bir şey kırılmıştı ama ne olduğunu tam çözemiyordum.

O an fark ettim ki, bu soru sadece bir kelime oyunu değil. Bu, insanın kendi inancıyla, kendi kalbiyle yaptığı bir yüzleşmeydi.

Murat biraz düşündü. “Şirk denir,” dedi kısa bir cevapla. Sonra gözlerime baktı. “Ama sen neden bunu bu kadar takıyorsun?”

Ona cevap vermedim. Çünkü cevabım yoktu. Ama içimde büyüyen bir boşluk vardı.

Kalbimde Açılan Sessiz Çatlak

Eve döndüğümde ışıkları açmadım. Kayseri’nin geceleri sessiz olur ama o gece benim içim daha sessizdi. Defterimi açtım. Sayfalar arasında kaybolurken elim istemsizce aynı cümleyi yazdı:

“Allah’a ortak koşana ne denir?”

Bu soruyu yazarken bile içimde bir ağırlık vardı. Sanki kelimeler bile dikkatle seçilmesi gereken şeylerdi.

O an bir şeyi fark ettim: Ben aslında bir başkasını değil, kendimi sorguluyordum. Hayatım boyunca neye ne kadar değer verdiğimi, neyi kalbimin merkezine koyduğumu…

Bir iş vardı hayatımda. Uzun zamandır emek verdiğim, ter döktüğüm. Ama son zamanlarda o işin içinde kendimi kaybettiğimi hissediyordum. Başarıyı, parayı, insanların takdirini… birer birer büyütmüştüm içimde. Belki de fark etmeden bazı şeyleri ikinci plana itmiştim.

O gece uzun süre uyuyamadım.

Erciyes’in Sessizliği ve İçimdeki Fırtına

Ertesi gün sabah erken kalktım. Kayseri’nin sabahı bambaşkadır; soğuk, net ve dürüst. İnsan kendini kandıramaz.

Erciyes Dağı’nı izlemek için dışarı çıktım. Karla kaplı zirvesi güneş ışığında parlıyordu. Ama içimdeki karanlık o ışığa uymuyordu.

Bir bankta oturdum. Etrafımda kimse yoktu. Sadece rüzgâr ve ben.

O an yine aynı soru geldi aklıma:

“Allah’a ortak koşana ne denir?”

Ama bu sefer soru daha derindi. Sanki bir kelimeyi değil, bir hayat tarzını sorguluyordum. Kalbimin nereye yöneldiğini sorguluyordum.

İçimden bir ses “şirk” dedi. Ama bu kelime artık sadece bir tanım değildi benim için. Bir uyarı gibiydi. Bir sarsıntı.

Hatıraların İçinde Kaybolmak

O gün çocukluğumu düşündüm. Annemin beni sabah namazına kaldırdığı günleri… Babamın sessizce camiye gidişini… Evdeki huzuru…

Sonra büyüdüğüm yılları düşündüm. Üniversite, iş hayatı, koşuşturma… Ve en çok da kendimi kaybettiğim anları.

İnsan büyüdükçe bazı şeyleri unutmuyor aslında. Sadece erteliyor. Ben de ertelemiştim.

Bir arkadaşım vardı üniversiteden. Bir gün bana demişti ki: “Sen her şeyi kontrol etmeye çalışıyorsun ama kalbini unutuyorsun.”

O zaman gülmüştüm. Ama şimdi o cümle içimde yankılanıyordu.

İçimdeki Çatışma

O gün iş yerine gittim ama verimli değildim. Masamda otururken sürekli aynı düşünce dönüyordu kafamda.

“Allah’a ortak koşana ne denir?”

Bu soru artık bir bilgi arayışı değil, bir farkındalık haline gelmişti. Kendi içimde neyi büyüttüğümü, neyi merkez yaptığımı sorguluyordum.

Telefonuma baktım. Bildirimler, mesajlar, işler… Hepsi birbirine karışmıştı. Ama içimde garip bir boşluk vardı. Sanki her şey var ama hiçbir şey yok.

Bir Akşam Yürüyüşünde Gelen Farkındalık

Akşam olduğunda yine dışarı çıktım. Kayseri sokakları soğuktu ama bu soğuk bana iyi geliyordu. Çünkü içimdeki karmaşayı biraz olsun bastırıyordu.

Bir caminin önünden yine geçtim. Bu sefer durmadım. Ama içimden bir şey çekiyordu beni.

Yürürken kendi kendime konuştum:

“Ben neyi merkeze aldım hayatımda?”

Bu soru, o ilk soruyla birleşti.

“Allah’a ortak koşana ne denir?”

Cevap artık sadece bir kelime değildi. Bu, insanın kalbini nereye verdiğiyle ilgiliydi.

Bir Günlük Sayfasında Kırılma Anı

Eve döndüğümde defterimi açtım. Bu sefer farklı yazdım:

“Ben neyi Allah’ın önüne koydum?”

Kalem elimde titredi. Yazdıkça içimde bir şey çözülüyordu. Sanki uzun zamandır sıkışmış bir duygu nihayet yer buluyordu.

Hayal kırıklığı hissettim. Kendime karşı. Ama aynı zamanda garip bir umut da vardı. Çünkü fark etmek, değişimin başlangıcıydı.

İç Sesin Yumuşaması

O gece uzun uzun düşündüm. Hayatımda neyi sevdiğimi, neye bağlandığımı, neyi büyüttüğümü…

Ve şunu fark ettim: İnsan bazen bilmeden kalbini dağıtıyor. Birden fazla şeye aynı merkez değeri veriyor. Ama kalp bölünmüyor aslında. Ya bir yere yöneliyor ya da savruluyor.

Ben savrulmuş gibiydim.

Ama o soru, “Allah’a ortak koşana ne denir?” artık beni korkutmuyordu. Aksine, beni uyandırıyordu.

Kayseri’nin Gecesinde Sessiz Bir Teslimiyet

Gecenin ilerleyen saatlerinde camdan dışarı baktım. Sokak lambaları titrek ışıklar yayıyordu. Şehir uyuyordu.

Ben ise uyanıktım.

İçimde uzun zamandır ilk kez bu kadar net bir his vardı: dönüşme isteği.

Kendime karşı dürüst olma isteği.

Kalbimi yeniden düzenleme isteği.

Ve en önemlisi, hayatımın merkezini yeniden düşünme isteği.

O an şunu hissettim: Bazı sorular insanı yıkmak için değil, uyandırmak için gelir.

Ve benim içimdeki soru, beni uyandırıyordu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
betci girişbetexper.xyzgrandoperabet resmi sitesitulipbetgiris.orgvdcasino.online